Öğretmene YOK, Mollaya Var…
Üniversiteden mezun olmuş ve atanamamış yüz binlerce
öğretmenin olduğu, öğretmenlerimizi hayatın zorlukları karşısında mecbur
bırakıp ‘’sözleşmeli’’ yapıldığı, öğretmenlik hayatının, evinin, ailesinin okul
müdürü ve üstlerinin iki dudağı arasında olduğu bir dönemde yaşıyoruz.
Seçimden önce büyük sayıda atama yapıp ‘’atanamayan
öğretmenler’’ sıkıntısını çözeceğini iddia eden hükümetin geri adım attığı,
öğretmen atamalarının artık lafını bile etmediği, toplum gözünde öğretmenleri
itibarsızlaştıracak, entelektüel bilgi birikimine ulaşamayacak düzeye
getirildiği bir dönemde yaşıyoruz.
Yine aynı dönem, geleceğimizin en önemli hazinelerini
yetiştirecek öğretmenlerimizi neredeyse acınacak, öğretmenlik mesleğini ise
istenmeyen ilan edecek düzeye hızlı hızlı ilerlemekte.
Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne kadar öğretmenlerimiz
hiç bu kadar kötü olmamıştı. Hep konuşulur; Mustafa Kemal’e sormuşlar vekil
maaşları ne kadar olsun diye, paşadan gelen yanıt; ‘’öğretmenlerinkini
geçmesin’’ demiş. Hep konuşulur bu diyalog, geçmiş ile günümüzü kıyaslanır. Bugün
vekil ve öğretmen maaşlarına baktığımızda ortada ne kadar büyük bir uçurumun
olduğunu görüyoruz. Kaldı ki sözleşmeli olarak çalışan öğretmenlerimizin
aldıkları maaş ile vekil maaşlarını kıyaslamaya kalktığımda utanıyorum.
Yüz binlerce öğretmen olma hayali ile okumuş genç bugün
işsiz, sokakta. Ya mesleğini çok ufak ücretler alarak bir dershanede haftanın 6
günü çalışarak icra ediyor veya sözleşmeli olarak komik paralara devlet
okullarında ya da mesleği dışında çalışmak zorunda.
Kabaca düşündüğümüzde bir ülkede bu kadar öğretmen
atanamamışsa bir sıkıntı vardır elbet. Ya talepten çok öğretmen mezun olmuştur
ya da…? Aslında pek de durum talepten çok öğretmenin mezun olması değil gibi.
Hala daha, bu kadar çok atama bekleyen öğretmen varken bile devlet okullarında
öğretmen açıkları var. İkinci seçenek ise dedikleri gibi fazla mezun ise neden
öğretmen yetiştiren kurumların öğrenci alımları geleceğe dönük talebe göre
kısılmamakta?
Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan bütçe aslında ülkemizin bir
çok sıkıntısının temeline ışık tutacak cinsten.
Diyanet Doğu ve Güney Doğu illerinde, halk arasında ‘’ Mele
‘’ olarak bilinen mollalara memuriyet verme kararı aldı. 1000 kadar molla
sınavı geçtikten sonra 6 aylı eğitime tabi tutulup devlet memuru olarak Diyanet
bünyesinde çalışmaya başlayacak.
Öneriyi neresinden tutarsam elim kirleniyor.
Ülkemizde atama bekleyen onlarca öğretmen, öğretmen bekleyen
onlarca okul varken, İlahiyat Fakültelerinin mezunları varken tutup orta çağ
zihinlerini alıp devlet memuru yapmak hangi akla hizmet?
Bölgede sözü geçen insanların orta çağdan kalma örümcek
beyinli o insanların sözlerine inandıkları doğrudur. Bu insanların topluma -ne
yazık ki hala daha- yön verdiği de doğrudur. Cehaletten kurtulmak için cehalet
bayrağını taşıyanlardan yardım istemek nasıl bir mantıktır? Yoksa yeni bir oy
taktiği midir?
Yüz binlerce öğretmenin atama beklediği şu dönemde devlet
tarafından mollaların memurlaştırılacak olması, Diyanet İşleri Başkanlığının
yetiştirdiği, Fakülte eğitimi almış din görevlilerinin yerine mollaların
memurlaştırılacak olması midemi bulandırıyor…
Can Poyraz / merhabaaydinlik.info / 15 Aralık 2011


12/17/2011 09:38:00 PM
Can

Posted in:

0 yorum:
Yorum Gönder