16 03 2012

KILLI ERKEK İSTİYORUM !

KILLI ERKEK İSTİYORUM !

Bu ülke çeşitli tv programları ile bu kadar kirlenip, yine aynı tv programları sayesinde çok şey öğrendi. En azından ben öyle düşünüyorum. Hiç izlemem dediğim onlarca tv programı var ulusal yayınımızda.

Akşamın bir vakti çok yoğun işinden dönüp gündemi takip etme hevesi ile haber sitelerinin dolaşırken –kaldı ki ülkemizdeki haber sitelerinin kaçı gerçekten haber sitesi- biraz tebessüm, biraz kızgınlık, çokça mantıksızlık karşısına çıkıyor insanın.

Bu ülke o izlemek bile istemediğimiz programlar sayesinde öğrendiklerinden biri ahlaksızlıkların, çarpık ilişkilerin sadece üst tabakada olmadığıdır. Hemen hemen her gün birçok programda alt tabakanın yaşadıkları mide bulandırıcı ilişkileri görüyoruz.

Yine o garip programlarda ununu elemiş eleğini asmış amcaların teyzelerin ergenlik dönemine takılı kaldıklarını, sapık düşünceler ile yaşadıklarını öğrendik.  Bir ayağı çukurda ama televizyondan bakire bir genç kız arayan amcalar mı dersin, nefes alsın yeter diyen tipler mi dersin, yoksa kıllı erkek istiyorum diyen teyzeler mi…

Ne 4+4+4, ne 2B ile katledilecek doğa, ne Afganistan’da şehit düşen 12 vatan evladı… Yahu ülke olarak biz hangi kafayı yaşıyoruz?

15 03 2012

Tecavüzcüler Dışarıda Bağış Nerede?

Tecavüzcüler Dışarıda Bağış Nerede?

Tecavüzcüler mi? Hemen birkaçının isimlerini sayalım Ahmet Şık, Nedim Şener, Coşkun Musluk, Sait Çakır… En azından serbest bırakılanlar bunlar. Yüze yakın tecavüzcü, katil, hırsız içeride…

Avrupa Birliği Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış BBC’de katıldığı bir programda Avrupa Parlamentosunun Türkiye Raporunu değerlendirirken, tutuklu gazeteciler  sorusuna ; ‘’ Türkiye'de gazetecilik yaptığı için tutuklanan hiç kimse olmadığını, tutuklu gazetecilerin mesleklerinden ötürü değil, tecavüzcülük, cinayet, soygunculuk gibi suçlardan dolayı hapiste olduklarını söyledi.’’

Egemen Bağışın bu yalanına en yandaşı bile inanmadı ki Başbakan Erdoğan yeni bir açıklama yapıp içerideki gazetecilerin çok az bir kısmında sarı basın kartı olduğunu söyleyerek ülkede tutuklu gazeteci olmadığını ima etti.

Mahkeme kararı ile 375 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere Ahmet Şık, Nedim Şener, Coşkun Musluk, Sait Çakır serbest bırakıldı. Yani tecavüzcü, katil, hırsızlar mahkeme kararı ile dışarı çıktı. Hükümetin değişik kesimlerinden yapılan açıklamada -toplumda oluşan tepkinin de getirdiği bir koşullu kabullenme ile- kararın doğruluğu ve olması gerekenin olduğu ifade edildi. Egemen Bağış sessiz kalır mı? O da yaptığı açıklamada Şener ve Şık’a; ‘’özgürlüğe hoş geldiniz’’ dedi.

Gün geçmiyor ki güzel ülkemde yeni ikiyüzlü vakaları çıkmasın, gün geçmiyor ki ‘’oh olsun’’ diyenler toplum baskısı ile geri adım atmak zorunda kalmasın.

Dip not: Tutuklu yargılanan onlarca gazeteci ve düşünen insan var cezaevlerinde.  Neredeyse her kararda hukuka güvenimiz kırılsa da hızlı ve adil hukuk’un ülkemizde egemen olmasını temenni ediyorum. Ahmet, Nedim, Coşkun, Sait serbest bırakıldı ama onlarcası içeride. Umarım bu tahliyeler toplumun gazını almaya yetmez…

Can Poyraz / merhabaaydinlik.info / 15 Mart 2012

13 03 2012

Sivas-Madımak Davasında Zaman Aşımına Sevinenler…


Sivas-Madımak Davasında Zaman Aşımına Sevinenler…

Bugün Sivas Madımak davası zaman aşımından düştü…
Liderler ve tüm çevreler bu önemli kararın ardından bir bir görüşlerini dile getiriyorlar.
Sivas’ta onca insan diri diri cehaletin ateşi ile yanmışken, savcı insanlık suçu değil deyip zaman aşımı talep ediyor, mahkeme talebi kabul ediyor, dava zaman aşımından düşüyor, kimi çevreler bu habere çok seviniyor…

Daha dün Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, Sivas davasında zaman aşımına uğramayanları yazdığı köşesinden;‘’ Pankart açtığı için üniversiteli gençlere 12 yıl hapis cezası istenmesine isyan ediyorsunuz da.. Sivas’taki masum insanların, üç tane slogan atmalarından dolayı ömür boyu hapis cezası almaları yetmiyor, tüm Sivas’ın cezalandırılmasını mı istiyorsunuz?’’ yazmışken bu karar ile çıkıp sevinenlerin olmadığını kimse dile getiremez. Hele onlarca Ali Karahasanoğlu varken…

Ve habervaktim attığı başlık ile sözü Alevilik üzerinden Chp’ye dokundurup etnik, mezhepsel ayrımcılık yapıyor...

İleri Demokrasi Turnusol’u Femen

İleri Demokrasi Turnusol’u Femen

Muhtemelen kısa bir süre sonra, karşı devrim bayrağını ellerinde tutan haber kuruluşları, Türkiye de eylem yapan Femen üyesinin ülkemizde yaşadığı süreci anlattığı haberi ‘’Biz Demokrasiyi Aşüftelerden mi Öğreneceğiz’’ başlığı ile sunacaklardır.

Hadi canım, bu kadar da olur mu demeyin. Geçtiğimiz günlerde yobazlığın sarıp sarmaladığı karşı devrim bayrağını taşıyan haber kuruluşlarının önde gelenlerinden biri Barbie’nin yeni yaş günü haberini ; ‘’Küçük Aşüfte 53 Yaşında’’ manşeti ile vermişti.

Ülkemizde Doğu ve Müslüman ülkelerde kadına yapılan kötü muamele ve şiddeti protesto etmiş, eylem 2 dakika içinde polis müdahalesi ile son bulmuş, ertesi günde ülkemizden gönderilmişlerdi.

Eylemin öncesinde yaşanan süreci paylaştıkları videodan öğrenme şansını bulmuştuk. Ama eylem sonrası gözaltı ile başlayan sürecin nasıl devam ettiği konusunda hiçbir fikrimiz yoktu. Gözaltında yaşadıkları devlet büyüklerinin gerçekten bize yansıtıldığı demokratik ülkelerdeki gibi miydi?

Ülkemizde eylem yapan Femen üyelerinden biri gözaltı ve ülkesine gönderilene kadar yaşadıklarını anlattı ve ne kadar da misafirperver olduğumuzu bir kez daha anladık!

Eylemlerinin gittikleri ülkelerin demokrasi kültürü açısından bir turnusol niteliğinde olduğunu, Fransa, İsviçre gibi ülkelerde eylemlerine müdahale olmadığı, İtalya’da ise polisin kısa bir süre sonra serbest bıraktığını, Rusya ve Türkiye’de ise oldukça zorlandıklarını dile getirdi. Ayrıca; polislerin kendileri ile Türkçe dışında başka bir dil ile konuşmadıkları, Türkiye’ye bir yıl giriş yasağı getirildiğini, Türk polisinin tavrının oldukça tuhaf olduğunu ve dilini bilmedikleri (Türkçe yazılmış) tutanağın da zorla imzalatıldığını söyledi.

Femen’in kadına şiddet ve kötü muameleye dikkat çekmek için yaptığı eylem ülkemizde ileri demokrasinin geldiği nokta açısından da oldukça önemli.  Önümüzdeki süreçte Femen mücadele etmeye devam ederde ülkemizde yeni eylemler yaparsa projeci Avrupalılara ülkemizin ne kadar da demokratik olduğunu göstermemize fırsat tanıyabilir.

İçerideki gazetecilerimizi önce tecavüzcü, bu yalan tutmayınca da ‘’sarı basın kartları yok’’ diye ilan eden ileri demokrasi kuramcılarının yönettiği bir ülke ne kadar demokratik olabilecekse o kadar demokratik ülkeyiz işte… 




Can Poyraz / merhabaaydinlik.info / 12 Mart 2012

07 03 2012

Nihat Doğan Sanatçıya Laf Söyleyebilir mi?


Nihat Doğan Sanatçıya Laf Söyleyebilir mi?
İşe bak!

Sanatçılar birbirine girmiş, güya… Aslında sanatçılara söylenen laflar var da söyleyen sanatçı mı?

Son dönemin en garip türkücüsü Nihat Doğan fırsatını bulmuş televizyona çıkmış saymış, saydırmış. Nihat Doğan, Levent Kırca ve Müjdat Gezen hakkında ; ‘’Altı Oklar'ın sanatçısı ayı oynatıcıyla sarhoş taklidi yapanlar iyi sanatçı olarak anılıyorlar. Bunlar aynı ideolojinin sahipleri olduğundan bravo alırlar. Mahsun Kırmızıgül gelir tırnaklarıyla kazıya kazıya filmler yapar. Milyonlar bu filmleri izler ve büyük beğeni kazanır ama kötü sanatçı olarak anılır ’’ ifadesinde bulundu.

Yıllarını sanata adamış insanları bir çırpıda bu kadar basit nitelendirmek ancak basit insanların yapacakları iştir. Yandaş edebiyatının en ucuzunu yapıp, iktidar partisinin dünya görüşünü benimsediğini söyleyip rant elde etme amacı güden bu insan ‘’toplumsal değerler’’ diye her yerde yırtınırken bundan kısa bir süre önce otel odasında gayri ahlaki bir ilişki yaşadığını çok çabuk unutmuş.

Halk adamıyım diye geçinip yabancı uyruklu kadınlarla gece geçiren, cenaze namazında kamera beni çeksin diye önündeki adamaları iteleyen bir kişi çıkıp bu ülkenin sanatçılarına laf söyleme hakkı yoktur.

Şayet söylerse de bu ülkenin gerçek sanatçıları onu kale almayarak en güzel cevabı vermiş olurlar. Tıpkı yaşandığı gibi…

06 03 2012

Suriye’de Ajanlar Var



Suriye’de Ajanlar Var

Suriye…

Suriye’de yaşananları öyle bir çırpıda konuşup geçemeyiz. Ne Arap baharının devamı diyip göz ardı edebiliriz ne de yaşanan şiddeti masum görebiliriz. Arap baharı bir yılı devirdi. Hatta Tunus da başlayan ilk ayaklanma 18 Aralık 2010’da başladığını hatırlarsak bir yıldan da fazla olduğu ortada. Ocak ayında Libya ardından Mısır da ki ayaklanmalar aslında Arap Baharının asıl başlangıcı.

Arap Baharı genel olarak ikiye ayrılır. 1. Halk ayaklanmalarının yaşandığı, 2. Projenin bir parçası olan ülkeler… Tunus, Cezayir, Ürdün, Moritanya, Umman, Yemen, Suudi Arabistan, Filistin, Fas, Sudan, Cibuti, Bahreyn halk ayaklanmalarının yaşandığı ya halk zaferi ile sonuçlanan ya da ABD işbirlikçisi yönetimin düşmemesi için basın ve dünya kamuoyu tarafından görmezden gelinen ülkeler. Mısır’ı da bu kategoriye kısmen sokabiliriz. Libya ve Suriye ise Arap Baharının en kanlı sürecinin yaşandığı ülkeler. Libya da Kaddafi’nin adice öldürülmesi ile sonuçlanan süreç yerini daha büyük bir belirsizliğe bıraksa da, batılı devletlerin Libya’da ki petrol işletmelerini devraldıkları yaşanan kaostan neden haberdar olamadığımızı açıkça anlatmıyor mu?

Peki ya Suriye. Suriye’de acımasız ve kesintisiz bir şiddetin olduğu doğru. Peki ya şiddeti yapan sadece devlet mi? Suriye lideri Beşar Esad’ın ülkede önce referandum un yapılması önümüzdeki günlerde de genel seçim yapılacağı şiddeti hala daha durdurmuyorsa bunun nedeni sizce ne olabilir? Halk sizce ne istiyor olabilir? Demokratik, özgür bir ülke istemiyor mu Suriyeliler? En azından yaşanan sürece müdahil olup seçimlerden sonra gerekirse mücadelelerine devam etseler sizce daha masum olmaz mıydı? Peki o zaman istenen nedir?

Çok değil daha birkaç gün önce Suriye’de 18 Fransız askerin devlete karşı direnenlere yardım ederken yakalandıkları açıklandı. Biraz araştırırsak sosyal paylaşım sitelerinde direnişçilere ait ölü numarası yaptıkları videolara, ülkenin askeri ve polisine karşı gösterdikleri şiddeti de öğrenebiliriz. Medyanın bize dayattıklarının hiçbir zaman asıl gerçek olmadığını aklımızdan çıkartmadan yaşanan süreci tahlil etmenin en doğrusu olduğu aşikârdır.

Suriye’de yaşananları masum göremeyiz evet ama yaşananların emperyalist bir oyuna alet edilmesine de karşı çıkmalıyız. Şuan Suriye’nin etrafında dönen emperyalist akbabaların yanında olmak ekmeklerine yağ sürmek yerine gerçekten özgür ve demokratik bir Suriye için mücadele etmeliyiz. Bunun yolu ne olası bir müdahaleye ev sahipliği etmek ne de olası bir müdahaleye göz yummaktır.

Amerikan medyasının kalemlerinin dediklerine aldanıp batılı akbabalara Müslüman eti yedirmek isteyenlere inanmamalı güzel ülkem…

Can Poyraz / merhabaaydinlik.info / 7 Mart 2012

01 03 2012

Kartalkaya'yı Ateşleyenler



Hayalin bir dağın tepesine karlarla kaplı olsa da ateşle iz bırakmak kadar zor bir şey olsa bile peşini bırakma. Önce hayal eder, sonra o hayale inanırsın; nasıl yapabileceğini tasarlar ve denersin, yılmadan. Yeterince denersen, neden olmasın?

Onlar tam da bunu yaptı. Karlarla kaplı Kartalkaya’nın zirvesine ateşle iz bırakabileceklerine inandılar. Burn, sadece ihtiyaç duydukları cesaret ve enerji desteğini sağlayarak bir hayali ateşledi. Onlar da tutkularının peşinde yola çıktılar. Boardlarını hazırladılar, pompalarla modifiye ettiler, rampalarını kurdular ve kaydılar. Olmadı, baştan aldılar, onları amaçlarına ulaştıracak şartları gerçekleştirmeyi başarana kadar, tekrar tekrar.

Ve 3. gün de bitip gece yarısı olduğunda Kartalkaya’da istedikleri ateşi yakmayı başardılar. Çektikleri videoyla da ‘İçindeki kıvılcım nasıl kocaman bir ateşe dönüşür’ü hepimize gösterdiler. Tutku ve cesaretle yanmayacak ateş yoktu, inandık. Burn, gençleri tutkularından başka bir şeye kulak asmadan, istediklerini alana kadar denemeye, vazgeçmeden denemeye çağırıyor. Tutkuları cesaretle besleyen kocaman bir ateş yakmak için Burn gençleri ateşlemeye devam edecek.

İçindeki kıvılcımı farket ve büyüt. Burn ateşler.

http://www.facebook.com/BurnTurkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

TL’nin Yeni Simgesi

TL’nin Yeni Simgesi

TL simgesi için yaklaşık bir yıldır uğraşılıyordu. Yarışma açıldı, sonuçlandı, Başbakan’ın tanıtması beklendi. Ortaya bu; kendine özgü bir çizgisi olmayan, Dolar, Euro, Yen çakması çirkin simge çıktı. Yeni simge akılda kalır da orijinal mi?

8.000'den fazla başvurunun yapıldığı yarışmada 7 simge dereceye girdi. Dereceye giren 7 simge ise şöyle;

26 02 2012

Ece Sükan Benim Bloguma Yakışan VAIO'yu Seçti... Sıra Sende!

sony-vaio

Bana en çok Yeşil VAIO yakışıyor!

Ünlü moda ikonu Ece Sükan, Sony VAIO için ilginç bir işe imza attı. Blogların renkli dünyası ile Sony VAIO'nun renkli dünyasını birleştiren Ece Sükan, bir çok blog gibi benim blogumu da inceledi ve yakışacak olan rengi belirledi. Ece Sükan, blog içeriği, tasarımı, duruşuna göre 6 farklı rengi olan Sony VAIO içinden bana Yeşil VAIO'yu seçti.

Ayrıca Facebook üzerinde yapılmış özel bir aplikasyonla Ece Sükan profil fotoğraflarını inceliyor ve sana yakışan Sony VAIO'yu belirliyor. Sen de fotoğrafa tıklayarak Facebook üzerinden VAIO kazanma şansı yakalayabilirsin...

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Dikkat: Rumeli Hisarı'nda Ejderhalar Var!



"Eski aşklar Yeşilçam'da kaldı" lafı klişe olmaya yüz tutmuşken, fırtınalı sevdalar, çekişmeli ilişkiler günümüzde hem magazin basınında hem de yakın çevremizde -buna kendimiz de dahil- karşımıza bolca çıkıyor. Sevgilimizi elimizden almak isteyen dış mihraplar yoğun şekilde çalışırken bize de biricik aşklarımızı elimizde tutmak için yapmamız gereken çok iş düşüyor. Bu konuya nereden geldiğimi açıklıyorum!

8x4 yeni deodorantları Beauty ve Beast için muhteşem bir project mapping uygulaması daha yapmış. Gösterinin hikayesi kısaca şöyle: romantik bir aşk hikayesi kötü niyetli bir ejderhanın tehdidi altına giriyor. Kahraman erkeğimiz çekici kokusunun da yardımıyla güzel kızı kurtarıyor ve hikaye mutlu bir şekilde sona eriyor.

8x4 dünyasını Facebook'tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.



23 02 2012

Şimdi özgür mü Doğan abi?


Sevinç mi yoksa hüzün mü yaşayacak bugün Doğan abi, ben bilemedim.


Onca gün sonra yatağına girip başını yastığına koyduğunda, yıllarca o yastığa baş koyduğu hayat arkadaşının yokluğunda nasıl geçecek o ilk gece…


Doğan Yurdakul Oda Tv davası kapsamında tutuklu yargılanmaktaydı. Bugün tahliye edildi. Gelen haberlere göre de bu tahliyenin nedeni sağlık problemleri.

 Doğan Yurdakul yıllarını mesleğine adamış bir gazeteciydi. Ülkemizin entelektüel seviyesi onu; Soner Yalçın’ın ‘’ Ey savcılar, hakimler, siyasal iktidar, adalet bakanı! Doğan Yurdakul'un eşi Güngör Hanım ölüyor. Bir kez, bir kez eşinin gözlerine bakarak veda etmek için izin istiyor Doğan Ağabey. Merhamet edin!..’’ dediği yazısı ile tanıdı başka bir değiş ile insan haklarının hiçe sayıldığını gösterdi.

Devlet Yurdakul’un hasta eşini son bir kez görmesine izin vermedi. Yurdakul eşinin cenazesine özel izin ve abartılı güvenlik önlemleri ile kısa süreliğine gidebildi.

Bugün Yurdakul tahliye edildi. Doğan Yurdakul günlerce içeride. Dava hala  devam etmekte.
Bu ülke; Cumhurbaşkanı’nın milyonlarca lirayı zimmetine geçiren insanları sırf yaşlarından ötürü affettiği ama -mahkeme suçluluk kararı vermediği için- ‘’masum’’ bir tutuklunun eşini ölmeden önce son bir kez göremediği, cenazesine ise sıkıntılı gidebildiği bir ülke.

Şimdi özgür mü Doğan abi?




07 02 2012

Bekleme Yapma, Yeni Bir Hayatı Yakala!


Yenibiris.com’un, iş hayatında yükselmek ve beklentilerine kavuşmak isteyenleri harekete geçirecek yeni reklam kampanyasının çıkış noktası mutsuz yaşamlarını değiştirmek için girişimde bulunmak yerine atıl kalan, oyalanan, oturdukları yerde mucize bekleyen kişiler.

 


''Bekleme Yapma!'' reklam filmi, iş hayatında, kariyerinde bir türlü istediği yere gelememiş, en verimli yıllarını bir umutla bekleyerek ya da sadece şikayet veya oyalanma ile vakit kaybederek geçirenleri, harekete geçmeden şartların değişmeyeceği gerçeği ile yüzleştirirken, etkin bir harekete geçme yolu olarak da Yenibiris.com’a girmelerini tavsiye ediyor.  Bekleme yapmak yerine Yenibiris.com’un portföyündeki  binlerce şirketin yüzbine yakın iş imkanı içinde, beklentilerini karşılayacak yeni bir iş fırsatına sahip olmayı öneriyor. Mutsuz ortamlarda sıkışıp kalmak ya da iş bulamamaktan yakınıp durmaktansa, Yenibiris.com’da özgeçmiş hazırlayıp, ilanlara başvuru yaparak yeni bir hayatı yakalamanın mümkün olabileceği vurgulanıyor.

Bekleme yapmaktansa iş hayatındaki fırsatları yakalamak için www.yenibiris.com'a tıklayabilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.


05 02 2012

ABD’nin Mide Bulantısı


ABD’nin Mide Bulantısı

Birleşmiş Milletler Kandil günü kana bulanan Suriye’ye olası bir müdahale kararı için bir araya gelmiş, müdahale dediysek şimdilik dolaylı olarak istifa çağrısı yapacak bir müdahale. Karara Rusya ve Çin’den veto gelmiş.

Rusya ve Çin’in Suriye tutumu en başından beri değişmedi. İki devletin de politikası tartışıla bilir o ayrı bir yazının konusu elbet ama Suriye üzerine düşündüklerinde bir değişiklik olmadığı da aşikâr. Muhtemeldir ki önümüzde ki süreçte de olmayacaktır.

BM’nin Suriye üzerine düşündüklerine ret oyu veren iki ülkeden daha şaşırtıcı olan Amerika Birleşik Devletleri’nin bu vetolar sonucunda yaptığı açıklama olsa gerek. ABD vetolar sonrasında yaptığı açıklama da ‘’midemiz bulandı’’ demiş…

Sayısız Amerikan zulmünü buradan hatırlatmanın pek bir anlamı yok. Geçmişi geçip günümüze baksak yine iki tane Amerikan zulmünü görürüz. Irak ve Afganistan… ABD gibi bir devletin yaptığı bu açıklama neresinden bakarsak bakalım tutarsız.

Belki de biz yanlış yönden bakıyoruzdur olaya. Amerika’nın midemiz bulandı demesi oldukça tutarlıdır belki de. Tabi Esad’a yaptırımın ileri süreçlerinin müdahaleye, askeri operasyonlara, işgallere, yeni düzenlere gebe olduğunu bilirsek Amerika’nın müdahale olmayacağı için bulantısının nedenini de anlamış oluruz. İşte o zaman tutarlı olur Amerika’nın mide bulantısı.

Esad’ın aylardan beri ülkesinde yaptıkları hiç doğru değil. Esad’ı savunmak gibi bir gafletin içine de hiçbir zaman düşmem. Ama kocaman bir ‘’Lakin’’ dememiz de gerekiyor konu Suriye olunca. Arap isyanlarının başarılı olduğu ülkelerdeki durumlar oldukça karışık. Liderini linç eden ve yargı karşısına çıkaran ülkelerde de istikrarsızlık devam ediyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Kaldı ki bu isyanlardan bir süre önce ortaya atılan BOP ise aklımıza farklı şeylerin gelmesinin ana nedenini, hatta kaklı gerekçelerini oluşturuyor. Arap isyanlarının hiç uğramadığı, ama diktaların, baskıcı rejimlerin olduğu, Amerikan müttefiki ülkelerdeki sakin durum ise bir başka göz ardı edilmemesi gereken durum.

Çerçeveyi biraz büyüttüğümüzde aslında daha büyük zulümlerin yakın olabileceğini görebiliyoruz. Ama hala daha…

Dünya üzerinde en son midesi bulanması gereken ülkelerin başında gelen ABD. Yavuz hırsız misali belki de… 

Can Poyraz / merhabaaydinlik.info / 5 Şubat 2012

01 02 2012

2012 Nevruz'u

2012 Nevruz'u
‘’ Irak’ta  yaşayanların istemesi ve kan dökülmeden bir ayrılık olacaksa bir Kürdistan’ın kurulmasına Türkiye’nin karşı çıkmaması ve destek vermesi gerektiğini’’ söyleyen Akp Diyarbakır vekiline şahit olduk kısa bir süre önce.

Bugün ise Irak’lı bir haber ajansının Kürdistan’ın kuruluşunun Nevruz’da açıklanacağını iddia etti. 21 Mart 2012 günü Irak’ın Kuzeyinde Bağımsız bir Kürdistan devleti kurulacağı iddiası önümüzdeki günlerde ülkemizde nasıl yansımalar ile şekilleneceği aslında 21 Mart 2012 günü yaşanacaklarını da işaret edecektir.

Amerikan’ın Irak işgalinden çok çok önce planlanan yeni düzene adım adım gidiyoruz. Haklı sebeplerle başlayan ve destek adı altında emperyalist düzenin boyunduruğu altına giren Arap ülkeleri de bu adımın bir parçası.

Suriye sıradaki hedef. Sırasıyla İran ve Türkiye. Yıllardan beri konuşulan senaryo, oynanan oyun bu yönde.

29 01 2012

Maşallah Nüfusumuz İyi Arttı

Maşallah Nüfusumuz İyi Arttı

Başbakan Erdoğan bir vekilinin oğlunun nikâhında, nüfus üzerine yaptığı konuşmalara bir yenisini ekledi. Bu sefer aile içi ‘’en az üç çocuk’’ politikasının başarısına değindi. ‘’Nüfusumuz maşallah iyi bir artış gösterdi. 75 milyona doğru gidiyoruz’’ dedi.

Nüfus artışının dünya ve ülkemiz için iyi mi yoksa kötü mü olduğu çok net ortada. Geleceği şekillendiremeden nüfus olarak çoğalmanın yoksulluk ve mutsuzluktan başka bir şey getirmediğinide biliyoruz.

Eminim Afrika’nın fakir ülkelerinin nüfusları bizden çok çok fazladır. Ve yine eminim onlarda nüfusu azaltmanın farklı yollarını aramaktadırlar.

Bir örnek, son yıllarda Çin inanılmaz bir ekonomik atak gösterip dünyanın en büyük ekonomik ülkeleri arasına girdi. Gelecekte de bu listede başı çekeceği muhtemel.  Nüfusu ise ortada. Dünyanın en kalabalık ülkesi. Peki ne kadar yüksek yaşam kaliteleri?

Ülkemizin gelir dağılımındaki adaletsizlik asgari ücretli bir ailenin bir çocuğa bile zor bakmasına yol açarken nüfusumuzun artması, artmasının istenmesi olsa olsa sürüklenen bir devrime işaret etmez mi?

 Maşallah nüfusumuz iyi arttı, birde yaşam kalitemiz artsa…

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Bluehost Coupons