23 02 2012

Şimdi özgür mü Doğan abi?


Sevinç mi yoksa hüzün mü yaşayacak bugün Doğan abi, ben bilemedim.


Onca gün sonra yatağına girip başını yastığına koyduğunda, yıllarca o yastığa baş koyduğu hayat arkadaşının yokluğunda nasıl geçecek o ilk gece…


Doğan Yurdakul Oda Tv davası kapsamında tutuklu yargılanmaktaydı. Bugün tahliye edildi. Gelen haberlere göre de bu tahliyenin nedeni sağlık problemleri.

 Doğan Yurdakul yıllarını mesleğine adamış bir gazeteciydi. Ülkemizin entelektüel seviyesi onu; Soner Yalçın’ın ‘’ Ey savcılar, hakimler, siyasal iktidar, adalet bakanı! Doğan Yurdakul'un eşi Güngör Hanım ölüyor. Bir kez, bir kez eşinin gözlerine bakarak veda etmek için izin istiyor Doğan Ağabey. Merhamet edin!..’’ dediği yazısı ile tanıdı başka bir değiş ile insan haklarının hiçe sayıldığını gösterdi.

Devlet Yurdakul’un hasta eşini son bir kez görmesine izin vermedi. Yurdakul eşinin cenazesine özel izin ve abartılı güvenlik önlemleri ile kısa süreliğine gidebildi.

Bugün Yurdakul tahliye edildi. Doğan Yurdakul günlerce içeride. Dava hala  devam etmekte.
Bu ülke; Cumhurbaşkanı’nın milyonlarca lirayı zimmetine geçiren insanları sırf yaşlarından ötürü affettiği ama -mahkeme suçluluk kararı vermediği için- ‘’masum’’ bir tutuklunun eşini ölmeden önce son bir kez göremediği, cenazesine ise sıkıntılı gidebildiği bir ülke.

Şimdi özgür mü Doğan abi?




07 02 2012

Bekleme Yapma, Yeni Bir Hayatı Yakala!


Yenibiris.com’un, iş hayatında yükselmek ve beklentilerine kavuşmak isteyenleri harekete geçirecek yeni reklam kampanyasının çıkış noktası mutsuz yaşamlarını değiştirmek için girişimde bulunmak yerine atıl kalan, oyalanan, oturdukları yerde mucize bekleyen kişiler.

 


''Bekleme Yapma!'' reklam filmi, iş hayatında, kariyerinde bir türlü istediği yere gelememiş, en verimli yıllarını bir umutla bekleyerek ya da sadece şikayet veya oyalanma ile vakit kaybederek geçirenleri, harekete geçmeden şartların değişmeyeceği gerçeği ile yüzleştirirken, etkin bir harekete geçme yolu olarak da Yenibiris.com’a girmelerini tavsiye ediyor.  Bekleme yapmak yerine Yenibiris.com’un portföyündeki  binlerce şirketin yüzbine yakın iş imkanı içinde, beklentilerini karşılayacak yeni bir iş fırsatına sahip olmayı öneriyor. Mutsuz ortamlarda sıkışıp kalmak ya da iş bulamamaktan yakınıp durmaktansa, Yenibiris.com’da özgeçmiş hazırlayıp, ilanlara başvuru yaparak yeni bir hayatı yakalamanın mümkün olabileceği vurgulanıyor.

Bekleme yapmaktansa iş hayatındaki fırsatları yakalamak için www.yenibiris.com'a tıklayabilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.


05 02 2012

ABD’nin Mide Bulantısı


ABD’nin Mide Bulantısı

Birleşmiş Milletler Kandil günü kana bulanan Suriye’ye olası bir müdahale kararı için bir araya gelmiş, müdahale dediysek şimdilik dolaylı olarak istifa çağrısı yapacak bir müdahale. Karara Rusya ve Çin’den veto gelmiş.

Rusya ve Çin’in Suriye tutumu en başından beri değişmedi. İki devletin de politikası tartışıla bilir o ayrı bir yazının konusu elbet ama Suriye üzerine düşündüklerinde bir değişiklik olmadığı da aşikâr. Muhtemeldir ki önümüzde ki süreçte de olmayacaktır.

BM’nin Suriye üzerine düşündüklerine ret oyu veren iki ülkeden daha şaşırtıcı olan Amerika Birleşik Devletleri’nin bu vetolar sonucunda yaptığı açıklama olsa gerek. ABD vetolar sonrasında yaptığı açıklama da ‘’midemiz bulandı’’ demiş…

Sayısız Amerikan zulmünü buradan hatırlatmanın pek bir anlamı yok. Geçmişi geçip günümüze baksak yine iki tane Amerikan zulmünü görürüz. Irak ve Afganistan… ABD gibi bir devletin yaptığı bu açıklama neresinden bakarsak bakalım tutarsız.

Belki de biz yanlış yönden bakıyoruzdur olaya. Amerika’nın midemiz bulandı demesi oldukça tutarlıdır belki de. Tabi Esad’a yaptırımın ileri süreçlerinin müdahaleye, askeri operasyonlara, işgallere, yeni düzenlere gebe olduğunu bilirsek Amerika’nın müdahale olmayacağı için bulantısının nedenini de anlamış oluruz. İşte o zaman tutarlı olur Amerika’nın mide bulantısı.

Esad’ın aylardan beri ülkesinde yaptıkları hiç doğru değil. Esad’ı savunmak gibi bir gafletin içine de hiçbir zaman düşmem. Ama kocaman bir ‘’Lakin’’ dememiz de gerekiyor konu Suriye olunca. Arap isyanlarının başarılı olduğu ülkelerdeki durumlar oldukça karışık. Liderini linç eden ve yargı karşısına çıkaran ülkelerde de istikrarsızlık devam ediyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Kaldı ki bu isyanlardan bir süre önce ortaya atılan BOP ise aklımıza farklı şeylerin gelmesinin ana nedenini, hatta kaklı gerekçelerini oluşturuyor. Arap isyanlarının hiç uğramadığı, ama diktaların, baskıcı rejimlerin olduğu, Amerikan müttefiki ülkelerdeki sakin durum ise bir başka göz ardı edilmemesi gereken durum.

Çerçeveyi biraz büyüttüğümüzde aslında daha büyük zulümlerin yakın olabileceğini görebiliyoruz. Ama hala daha…

Dünya üzerinde en son midesi bulanması gereken ülkelerin başında gelen ABD. Yavuz hırsız misali belki de… 

Can Poyraz / merhabaaydinlik.info / 5 Şubat 2012

01 02 2012

2012 Nevruz'u

2012 Nevruz'u
‘’ Irak’ta  yaşayanların istemesi ve kan dökülmeden bir ayrılık olacaksa bir Kürdistan’ın kurulmasına Türkiye’nin karşı çıkmaması ve destek vermesi gerektiğini’’ söyleyen Akp Diyarbakır vekiline şahit olduk kısa bir süre önce.

Bugün ise Irak’lı bir haber ajansının Kürdistan’ın kuruluşunun Nevruz’da açıklanacağını iddia etti. 21 Mart 2012 günü Irak’ın Kuzeyinde Bağımsız bir Kürdistan devleti kurulacağı iddiası önümüzdeki günlerde ülkemizde nasıl yansımalar ile şekilleneceği aslında 21 Mart 2012 günü yaşanacaklarını da işaret edecektir.

Amerikan’ın Irak işgalinden çok çok önce planlanan yeni düzene adım adım gidiyoruz. Haklı sebeplerle başlayan ve destek adı altında emperyalist düzenin boyunduruğu altına giren Arap ülkeleri de bu adımın bir parçası.

Suriye sıradaki hedef. Sırasıyla İran ve Türkiye. Yıllardan beri konuşulan senaryo, oynanan oyun bu yönde.

29 01 2012

Maşallah Nüfusumuz İyi Arttı

Maşallah Nüfusumuz İyi Arttı

Başbakan Erdoğan bir vekilinin oğlunun nikâhında, nüfus üzerine yaptığı konuşmalara bir yenisini ekledi. Bu sefer aile içi ‘’en az üç çocuk’’ politikasının başarısına değindi. ‘’Nüfusumuz maşallah iyi bir artış gösterdi. 75 milyona doğru gidiyoruz’’ dedi.

Nüfus artışının dünya ve ülkemiz için iyi mi yoksa kötü mü olduğu çok net ortada. Geleceği şekillendiremeden nüfus olarak çoğalmanın yoksulluk ve mutsuzluktan başka bir şey getirmediğinide biliyoruz.

Eminim Afrika’nın fakir ülkelerinin nüfusları bizden çok çok fazladır. Ve yine eminim onlarda nüfusu azaltmanın farklı yollarını aramaktadırlar.

Bir örnek, son yıllarda Çin inanılmaz bir ekonomik atak gösterip dünyanın en büyük ekonomik ülkeleri arasına girdi. Gelecekte de bu listede başı çekeceği muhtemel.  Nüfusu ise ortada. Dünyanın en kalabalık ülkesi. Peki ne kadar yüksek yaşam kaliteleri?

Ülkemizin gelir dağılımındaki adaletsizlik asgari ücretli bir ailenin bir çocuğa bile zor bakmasına yol açarken nüfusumuzun artması, artmasının istenmesi olsa olsa sürüklenen bir devrime işaret etmez mi?

 Maşallah nüfusumuz iyi arttı, birde yaşam kalitemiz artsa…

24 01 2012

Zaman Başka Zamanda..

Fransa sözde soykırım yasa tasarısını kabul etmiş, Türkiye ne gibi yaptırımlar yapılacağını konuşuyor, gazeteler, televizyonlar en önemli haber diye zamanlarının büyük bir kısmını bu habere ayırıyor, ZAMAN ise başka zamanda…

Fransa Parlamentosundan geçen yasayı manşetten bile veremiyor...

21 01 2012

İsrail Celebrate ve Star Tv Logosu

Star Tv'nin yeni logosu çok konuşuldu. Gerek yapımı için ödenen ücret gerekse çeşitli logolarla benzerliği hep tartışma konusu oldu.

‘’San Diego Şehir Okulu Bölgesi’’ logosu ile benzerliği Star Tv logosunun aslında çalıntı olabileceği yönünde haberlerin çıkmasına neden olmuştu.

İsrail Celebrate’nin logosunun da Star Tv’nin logosunun benzerliği de azımsanamayacak düzeyde.

Al Sevdiğini, Uç İngiltere'ye!

20. yılını kutlayan EFINST İngilizce Dil Okulları harika bir kampanya başlattı. EFINST Dil Okulu, 14 Şubat Sevgililer Günü’ne kadar kayıt yaptıran herkese İngiltere’de 2 haftalık İngilizce eğitimi hediye ediyor. Üstelik bu programlara iki yıl üst üste AB Dil Ödülü kazanan ESP (Özel Amaçlı İş İngilizcesi Programı) da dahil. Yani hem Türkiye’de İngilizce öğreniyorsunuz hem de pratik yapmak için İngiltere’ye bedava gidiyorsunuz. Haberin daha da güzel tarafı, İngiltere’de konaklama ve yeme içmeye de para ödemiyorsunuz.

Ben gidemem, çünkü İstanbul’da yaşamıyorum diyenlere müjde!

EFINST’in e-Learning LIVE! online İngilizce eğitim sistemiyle bire bir canlı online derslerinizi internet üzerinden de yapabiliyorsunuz. Bu sistemle öğretmeninizi canlı canlı ekranınızda görüyor, soru soruyor, sohbet edebiliyorsunuz. Öğretmenin sizin için hazırladığı power point sunumunu kendi ekranınızda görebiliyor, İngilizceye dair tüm sorularınızı özel öğretmeninize sorabiliyorsunuz. Başka kimse olmadan, sadece siz ve öğretmeniniz. Aynı gerçek sınıftaki gibi.

Detaylı bilgi için http://www.efdilokulu.com/al_sevdigini_uc_ingiltereye.html adresini ziyaret edin. Pişman olmayacaksınız.

EFINST’in yakında Facebook ve Twitter üzerinden yapacağı kampanyalardan en önce haberdar olmak için:
http://www.facebook.com/EFINST
http://www.twitter.com/EFINST

Bir bumads advertorial içeriğidir.

100. Yıl Yıkımı


100. Yıl Yıkımı

Ne Ata’ya saygı kaldı memlekette ne de tarihe.
18 Ocak 2012 sabahında Beykozlular ya da yolu Anadolu Hisarına düşenler yüz yıllık bir tarihin yok olduğunu gördüler.

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ekiplerince, Anadolu Hisarı İdmanYurdu Spor Kulübüne ait yönetim binası ve halı sahası yıkıldı. Yine tesis içerisinde yer alan Atatürk büstüne de herhangi bir ayrıcalık tanınmadı.

İstanbul’un siluetini bozan onlarca katlı binalara dokunmayıp tarihimize dokunmak ne kadar da mantıklı değil mi! Ya da Atanın büstünü kırıp oracıkta bırakmak…

Rant uğruna tarihimizi, kirli emeller uğruna ise kimliğimizi yıktığımız bir dönemdeyiz.

Allah sonumuzu hayır etsin.







17 01 2012

KARDEŞİNİ İFŞA ETMEK

KARDEŞİNİ İFŞA ETMEK

Ülkesinin ona değer vermediği, en temel haklarını bile görmezden gelip onu insan yerine koymadığı bir insan düşünün.  Adam yerine koyulabilmek, yalancı olmadığını kanıtlamak için kardeşlerinin engellerini ifşa etmek zorunda kaldığını…

İşte bunun en acı örneğini geçtiğimiz günlerde yaşadık.  Gölcük’teki Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramalarda ele geçirilen dokümanlar arasında çıkan belgelerde, bazı üst düzey komutanların kendi yakınlarını askerden muaf tutmak için sahte çürük raporu düzenlediği iddia edilmişti.

Balyoz Darbe Planı soruşturması kapsamında hazırlanan üçüncü iddianamenin bir numaralı sanığı Koramiral Abdullah Can Erenoğlu, iddialara göre iki erkek kardeşine rütbesini kullanarak çürük raporu aldırmıştı.

Koramiral Erenoğlu, son duruşmada uzun süreden beri sakladığı bir gerçeği ortaya çıkarttı. Yalancı, sahtekâr olmadığını kanıtlamak için kardeşlerinden birinin bir bacağı kısa ve diğer kardeşinin de bir parmağının olmadığını kanıtlayan fotoğrafları mahkemeye sundu.

Düşünün ülkesine yıllarca hizmet etmiş bir insan, ülkesinin mahkemesinde yargılanıyor. Ülkesinde yaşayan iki erkek kardeşinin fiziki durumlarını, ülkesinin mahkemesi araştıramıyor ve onu sahtekârlıkla suçluyor. Ve o bu yaftadan kurtulmak için kardeşlerinin fiziki durumlarını mahkemeye ifşa etmek zorunda kalıyor.

İngiltere’de bir tutuklunun, mahkemeye yürüyerek gidebilecek mesafedeyken kilometrelerce uzaktan mahkûm aracı getirilip halkın içinde yürütülmediğine şahit olduğumuz yüzyılda, ülkemizde yaşanan bu tip vakalar oldukça üzüntü verici.

Silivri davalarının insan haklarını hiçe saydıklarına defalarca şahit olduk.  Ölüm döşeğindeki eşini son bir kez göremeyenlerden, savunması yüzünden yıllarca ceza alanlara, Koramiral Erenoğlu’nun yaşadıklarına kadar…

Silivri’ye acil olarak hızlı, insan haklarına saygılı adalet! 


Can Poyraz / kemalistgenclik.com / 16 Ocak 2012

15 01 2012

Bal Değil, Yalan Furyası


Bal Değil, Yalan Furyası

Birçoğumuzun günün her saati televizyonda, radyoda bolca rastladığı uzun bal reklamları her ne kadar inandırıcı gibi dursa da, halkı da içine çekerek hazırladığı reklamlarda güven verse de yapılan araştırma sonuçlarına göre Organik, %100 doğal ve piyasa değerinin çok altına satılan balların aslında bal değil glikoz olduğu ortaya çıktı.

 Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı İstanbul Hıfzıssıhha Enstitüsü Müdürlüğü'nde incelenen balın içinde ticari glikoz’un bulunduğu tespit edildi.

Balda bulunan katkı maddesinin balın gerçekten doğal olmadığını kanıtlamaya yetiyor.

Şimdi asıl konu bunca vatandaşın inanıp aldığı balın, ödediği paranın ne olacağı? İnternette bundan kısa bir süre öncesinde başlayan şikâyetler bugün devletin resmi kurumlarınca da kanıtlandı. Vatandaşın hakkını arayıp arayamayacağı ise büyük bir soru.

En komiği de kamera karşısında o balı tadıp, tadını beğenip, birde üstüne garanti veren vatandaşlar, bal reklamlarında sunuculuk yapan ‘’sonradan halk adamı’’nın içine düştüğü durum olsa gerek. Ha bir de halk’ın kanalı olduğunu iddia eden kanalların…

Yenilenen Blog Taslak

Yenilenen Blog Taslak

Sürekli değişen hayatta değişmeden durmak neredeyse imkânsız. Blogumun temasını, logosunu yeni yılda değiştirdik. Kalemin, fikirlerim ise imkansız da olsa değişmeden durmaya devam edecek hayat karşısında.

Yeni yılda Blog Taslak olarak yenilenen görüntümüz ile daha dinamik ve daha özgür bir yıl geçirmek dileğiyle…

11 01 2012

Zaman Yalan Yazmaz!

Zaman Yalan Yazmaz!

Zamandaşların en büyük yalanı şudur; ‘’zaman yalan yazmaz’’…

Nicelerine şahit olduk Zaman’da. Nice yanlış haberlere, hedef göstermelere, masumiyet karinesinin defalarca çiğnendiğine…

10 Ocak Salı günü Zaman Gazetesi’nin manşetten duyurduğu büyük haberin fos olduğununa gün içinde şahit olduk.

Hükümeti çalışıyor diye gösterme hevesi ile yanıp tutuşan büyük yandaş gazete Zaman’ın, manşetten ‘’5 milyar dolarlık büyük proje için 18 şirket yarışıyor’’ şeklinde duyurduğu projenin ihalesine tek bir şirketin bile katılmadığını gördük.

10 Şubat, Zaman’ın yeni bir fiyasko günü olarak yazıldı manşetlere…

10 01 2012

Tutuklu Gazete Çıkıyor


Tutuklu Gazete Çıkıyor

10 Ocak Salı günü Aydınlık, BirGün ve Evrensel gazetelerinin eki olarak bayilerde bulunacak olan ‘’Tutuklu Gazete’’ , ülkemizde son yıllarda basın özgürlüğüne karşı uygulanan, baskıcı politikanın sonucu tutuklu yargılanan gazetecilerin sesi olmaya devam ediyor.

100 binden fazla basılıp dağıtılacak olan Tutuklu Gazete’nin ikinci sayısı geniş yazar kitlesini de bünyesinde bulundurmakta.

‘’Ragıp Zarakolu: “Dışarıda olmanın yükünü taşıyamazdım artık. Burada daha özgürüm!”
Nevin Berktaş: “Toplumun tüm kesimleriyle savaşa karşı mücadeleyi birleştirme ve özgürlükler için savaşı örgütleme büyük önem kazanmaktadır. Düşünce özgürlüğü için mücadeleyi de bu kapsamın dışında ele alamayız”
Ece Temelkuran: “Siz ne zaman bu kadar profesyonel zalimler oldunuz? Ben buradayım arkadaş! Sen neredesin”
Doğan Yurdakul’dan “otosansürcüye tüyolar”: “Neye dokunmazsak yanmayız? Yolsuzluk, rüşvet, Pensilvanya, fener, deniz, yumurta, Hopa tıraşı, kolon, rektum, …”
Mustafa Balbay: Doğayı yok eden beyaz adamın her yeri “insan kokusuyla” doldurduğunu söyleyen Kızılderili Reis’in sözlerinden yola çıkarak; “Türkiye’de her yer iktidar kokusuyla dolmaktadır…”
Nedim Şener: “Ben özgürsem, sen özgürsen, hepimiz özgür oluruz; yoksa hepimiz tutsak…”
Müyesser Yıldız: Özelleştirilen adaletin 1919, 1960 ve günümüzdeki tiyatro sahnelerinden kesitler …
Ahmet Şık: “Muhalif gazetecilere, öğrencilere, akademisyenlere, yayıncılara, Kürtlere, sosyalistlere varış noktası hapishaneler olan “tehcir” uygulanıyor.”
Soner Yalçın: Tecrit altında bile kimsenin görmediği koğuş arkadaşlarıyla sohbetlerindeki sır…
Barış Pehlivan’dan 100 yıl sonrasının gazetecilerine mektup: “Senin zamanında da meslektaşlarının tutuklanması, özgürlüğünden mahrum kalması için çırpınan; yalanlarla muhbirlik yapan sözde gazeteciler var mı?”
Türkiye’nin “Vahşi Batı” yıllarını yazan Hikmet Çiçek: “ ‘Suçumuzu’ biliyoruz: AKP’nin temsil ettiği faşist diktatörlüğe karşı olmak.”
Silivri Toplama Kampı’ndan yazan Turhan Özlü: “Tüm meslektaşlarımızı TGS’ye üye olmaya çağırıyoruz.”
Tuncay Özkan: “Ben gazeteci değilmişim iktidara göre! Zırva tevil götürmez.”
Erol Zavar: “Bandrollü yasal kitaplar, dergiler, kapüşonlu gocuk, poşu, plastik bayrak sopası ve daha onlarca şey delil diye dosyalara konuluyor. Silahsız terör örgütü gibi absürt bir tanım yasal literatüre sokuluyor.”
Erdal Süsem: “Hür düşünceli bir gazeteci ve yazar olmanın rüştü, mahkemelerin ve kodesin yolunu arşınlamanıza bağlıdır.
Hüseyin Deniz: “Bizler daha büyük ve derin suskunlukları yaratmak için seçildik.”
Ömer Çelik, gözaltındayken, “sohbet aşkıyla tutuşan ekiplerin ‘bireysel davranmayı düşünür müsünüz?’ diyerek yaptıkları espiyonaj tekliflerini” yazıyor…
Çağdaş Kaplan: “Bu ülkede gerçekleri açığa çıkarmak  isteyen gazeteciler ‘örgüt üyesi’ ise gerçek gazeteciler kim?”
Murat İlhan’ın Kürtçe yazısı da Tutuklu Gazete’de…’’

Tutuklu gazeteyi dağıtan Aydınlık, BirGün veya Evrensel almayı unutmayın…

08 01 2012

Yeni Anayasa İsteyen Zİhniyet


Yeni Anayasaya destek vermek için sokakta temsili doğum yapan tek kişilik eylemci bize aslında ipucu vermekte.

Yeni Anayasanın daha demokratik bir Anayasa olmasını beklerken, yeni Anayasayı isteyenlerin, istemeyenlerin fikir özgürlüklerine saygı göstermediklerinin güzel bir örneği değil mi bu vatandaşımızın yaptığı tek kişilik yeni Anayasa destek eyleminde açtığı pankart?

‘’Yeni Anayasa istemeyene biber gazı’’ diyen zihniyet nasıl yarınlarımızın Anayasasını hazırlayabilir?

İleri demokrasi demokrasiden de geride ise yeni Anayasa sizce ne kadar daha demokratik olabilir?


Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Bluehost Coupons